
Cem Ceminay / Radyo Programcısı
Her mesleğin bir zanaatkarı vardır. Kimi el maharetiyle gerçekleştirir zanaatini, kimi de sanatını konuşturur mesleğinde... Bazıları da vardır ki konuştuğu her kelimeyi dinletir, insanları toplar etrafında dakikalarca, saatlerce... İşte onlarda biri de Cem Ceminay. Konuşma zanaatkarı tam da onu anlatan bir sıfat olsa gerek. Yıllardır tadına doyum olmayan programlarıyla dinleyicisiyle buluşan deneyimli radyo programcısı ile mesleği ve tatil alışkanlıkları ile ilgili konuştuk.
İyi bir radyocu iyi bir gözlemci, iyi bir dinleyici, iyi bir birikimi olan ve bu birikimi paylaşabilen kişidir. Seri ve anlaşılabilir konuşabilen, espri yapabilen, hemen spontane yanıtlar verebilen, hızlı düşünebilen ve en önemlisi radyocu olmayı seven biri olmalıdır. Çünkü radyoculuk büyük bir aşktır, tutkudur. Bunu maddiyetten çok maneviyat için yapar. Fazla para kazanmak için radyoculuk yapılmaz, televizyonculuk yapılır. Radyo farklı bir olaydır. Radyoyu, konuşmayı ve insanları sevmek gerekiyor. Hayatın içinde olmak ve bunları paylaşmak gerekiyor. Basit ama herkes yapamaz. Çünkü herkes yaşıyor ama bunları pratiğe uyguladığında radyocu olamıyor. Radyocu olmak için bazı özellikler gerekiyor. Bu da radyo karşısına geçince hemen anlaşılıyor. Maalesef Türkiye'de yapamayanlar ısrar ediyor. Bu iyiler yok anlamına gelmez, çok iyi radyocular da var.
Esprili değil gerçek aslında. Ağabeyim radyoloji profesörü, babam rahmetli de öyle. İki tane radyolog var dedim, dünya nereye gidiyor dedim. Babam aslında heykeli dikilecek bir adamdı. İlk röntgen ve radyoloji olayını Türkiye'ye getirenlerden biri, çok kıymetli bir profesör. O emekli olduktan sonra ben ortaya çıktım. Herkes onu benim babam olarak tanıdı. Keşke ben onun tırnağı olabilsem. Radyoculuk popüler bir meslek, dinleyicileri sayesinde. Çok memnunum, şikayetçi değilim. Ama radyolog olmadığıma da çok memnunum. Çünkü hastaneye girdiğimde hastalanan bir insanım. O tür şeylere hiç gelemem.

İkizler burcuyum. Ceminay ismi de oradan geliyor zaten. Alnımdaki yazım radyocu olmakmış. Doğduğumda Allah Baba demiş ki Bu adam radyocu olacak!
Şimdi de Vatan'ın ilavesinde cumartesi ve pazar günleri yazıyorum. Çok seviyorum yazı yazmayı. Aslında yazılarım radyo programlarımın yansıması oluyor. Burada konuşulanları, mizahi bir tarzla yazıya döküyorum. Mesela Bihter ve Behlül'ü, Ken ve Barbie yaptım yazımda. Onların paradilerini yazdım. Eğer Ken Bebek ve Barbie Bebek olsalar ne olurdu diye iki bölüm halinde hayali bir senaryo yazdım.
Yapabilirler, herkes yapıyor neden radyocular yapmasın. Bu tamamen bir şans işi. Radyocuların televizyon çıkmaması için bir neden yok.
Çok severim, pasaportum cebimdedir hep, hemen giderim. Etstur ile seyahat etmeye de bayılıyorum.
St. Petersburg'a gittim. Çok iyi bir rehberimiz vardı, gezdirdiler bizi. Etstur çok iyi ayarlıyordu her şeyi. Yakında da Mikonos'a gideceğim.
Gitmeden internetten çok iyi araştırma yaparım. Otellere bakarım. Ben otel konusunda çok seçiciyimdir. Benim için kalacağım otelin kendi sitesinden çok orada kalmış insanların çektiği fotoğraflar ve yazdıkları yorumlar çok önemlidir. Onlara bakarım. O yüzden çok karar değiştirmişliğim olmuştur. Tavsiye edilen otelin bazen öyle bir fotoğrafını görüyorsun ki. Ben o konuda uzman olabilirim. Çok acayip farklı otellerde kaldım, bütün dünyayı gezdim neredeyse. Ben bir otelde ne olması gerektiğine, oda kokuyor mu, küçük mü, banyosu dar mı, suyu iyi akıyor mu çok dikkat ederim ve ona göre notlar veririm.
Bu konularda en iyi notumu alan oteller Four Seasons Otelleri'dir. Dünya çapında bir standartları var. Mükemmel değiller tabii. Çünkü ben çok mükemmeliyetçiyim. Çünkü bir para veriyorsun, 300-500 neyse, burada da aynı. Bu parayı verdiğin zaman sana çok iyi hizmet vermek zorundalar. Temiz olmalılar, çarşaflarını her gün değiştirecekler, aradığında room service bekletmeyecek gibi. Çok seçiciyim dediğim gibi. Verdiğim paranın karşılığını fazlasıyla beklerim.
Önce temizlik. Lokasyon da çok önemli. Mesela Etstur'un kişiye özel bir turuyla Lankavi diye bir adaya gittim. Önce Malezya'ya gittik, sonra Kualalumpur oradan da uçakla Lankavi' geçtik. Kaldığım otel harikaydı; Four Seasons. Gördüğüm en güzel otel odalarından biriydi ama denizde iş yoktu, havuz iyiydi. Adaya gidip de denize girmek lazım. Seçimi ben yapmıştım ama bunları tabi internetten göremiyorsun. En iyisi bu bilgileri orada kalmış birinden almak. Otel odasının büyüklüğü, manzarası da önemli. Bazen böyle bir iki gece Paris veya Roma'daki ufak otellerde aramam da. Kısacası ben evdeki lüksümü ve rahatımı otelde ararım. Bunun için de ekstra bir para vermekten çekinmem, o konunda cimri değilimdir. Çünkü bir daha ne zaman gideceğim derim. Yılda öyle her dakika seyahat eden bir insan değilim, işim icabı.
Türkiye'de bir Karadeniz Turu yapmak istiyorum. Güneydoğu'ya hiç gitmedim. Çok yer var aslında, arabayla dolaşılabilecek bir ülke Türkiye. Mesela Amerika gibi değil. Amerika'yı durmadan 1 haftada gezebilirsin. Türkiye öyle değil. Küçük köylerde ve kasabalarda kalıp bakir yerlerin tadını çıkarabilirsin.
Dalyan'ı çok seviyorum mesela. Antalya'daki Dalyan değil, Dalaman'daki Dalyan. Orada çok güzel Kral Mezarları'nın olduğu bir yer var. Arkadaşımın Dalyan Resort adlı bir oteli var. Datça da çok güzel.
Bizim Doğuş Grubu'nun yeni aldığı Select Maris, Hillside Beach Club ve Su Otel çok güzel. Antalya'nın denizini özellikle Club Med'in denizini seviyorum.

Deniz çok önemli Türkiye'de. 3 tarafı denizle kaplı bir denizde yaşıyoruz sonuçta. Belki de sadece teknelerle açılmak lazım. Yunan Adaları'nı çok seviyorum. Etstur, bu sene Mikonos'a Atlasjet ile 1 saatlik uçuş yapmakla iyi etti. Dubrovnik çok güzel ama tekneyle. Denizi çok temiz. Bizim eski Bodrum-Göcek koyları gibi. Denizi çok seviyorum, gezmeyi çok seviyorum.
Benim tarihle pek ilgim yoktur. Benim eşim tarihi ve müzeleri sevdiği için ben mecburiyetten gezen biriyim. Yoksa tarihle ilgilenmem. Adanın güzelliğini, rahatlığını, insanların çeşniliğini ve renkliliği seviyorum. Yemekler güzel, özellikle deniz mahsulleri. Hareketli eğlenceli bir gece hayatı var. Gece kulübüne gidip çılgınlar gibi dans etmene gerek yok sokaklar zaten eğlenceli, bir de denizi güzel.
Tabii ki. Otelin kendi sitesine girer bakarım normalde ama burada hepsi bir arada. En yüksek notu alan benim de çok sevdiğim otel olmuş. Mesela hiç görmediğim bir otel var, yüksek not almış dikkate alınmalı. Olumlu ve olumsuz yorumlar da var. Ben her şeyden memnun olan bir tip değilim o yüzden olumsuz yorumları da görmek isterim sitede. Çok daha inandırıcı oluyor benim için. Fotoğraflar var o da çok faydalı. Misafirlerin kendi çektiği fotoğraflar var. Otel konusunda fiyat ve performans arasındaki dengeyi de veriyor. Otel sahipleri de bu yorumları dinlemeli tabii. Çok önemli bir şey müşteriyi dikkate alıp cevap vermek.
Kategorilerden birini seçin ve konuyu belirleyin.
Sorunuzu kutuya yazın ve gönderin.
Puan Yıldızı sorunuzu yanıtlasın.