
Aylin Arasıl / Manken-Oyuncu
6 yaşımdayken Vakko'nun çocuk mankeni olmamı,13-14 yaşımdan itibaren reklam filmlerinde oynadığımı saymazsak,1985-2005 yılları arası full time manken-fotomodel olarak 20 yıl çalıştım. 1970 doğumluyum,1985'te 15 yaşımda Başak Gürsoy'a girdiğimde mesleğe benden küçük yasta başlamış başkası yoktu. Elit Model Look yarışmaları 90'lı yılların sonuna doğru geldi Türkiye'ye. 40'a yakın reklam filmim,100'lerce dergide moda sayfam, 30'a yakın dergi kapağım, 10'larca firmayla yıllık kampanyam, 13 tane (ki bu sayıda iş yapmış başkası yok) billboard'um var. 5 jenerasyonla birden çalıştım. Ayrıca sunuculuk, TV program sunuculuğu ve 92 yılından beri oyunculuk yapıyorum. 2 tane 90 dakikalık filmde ve 11 dizide oynadım. Hala ATV'de 2. sezonumuz olan "Unutulmaz" dizisinde oynamaktayım.
Mankenlik mesleğini 20 yıl yapmış tek manken olarak diyebilirim ki son 5 yıldır Türkiye'de mankenlik diye bir meslek kalmadı. Birtakım mesleği basamak yapmak isteyen, kendilerine saygısı olmayan kişiler basınla iç içe bir yaşam sürerek kendilerini tanıtma, gündemde kalma çabasındalar ve ne yaptıklarını bilmiyorlar bence... Elbette her jenerasyonda mankenlikten oyunculuğa, şarkıcılığa geçiş olmuştur. Bana göre Televole tarzı magazin programları başladığından beri meslekte iyi olmayan, prestijli firmalar tarafından asla manken olarak kullanılmayan bu tip kişiler aslında kendi değerlerini düşürdüklerinin bilincinde olmadan çıplaklığı, özel hayatı reklam malzemesi yaparak gündemde kalmak istediler. Sabun köpüğü... En fazla 5-6 yıl ortalıkta bu şekilde dolaşırlar, dolaştılar.
Sektör tamamen değişti, firmalar bireysel moda gösterilerini eskisi kadar, hatta hiç düzenlemez ya da toplu moda gösterilerine katılmaz oldular. İTKİB İstanbul Tekstil İhracatçılar Birliği, yurt dışı tekstil veya deri fuarlarına katılsa bile, katılımcı firma bulamaz oldu, firmalar fuara katılsa bile, eskiden olduğu gibi toplu defileye katılmıyor dolayısıyla defile yapılmıyor, dolayısıyla yeni nesil mankenler(düzgün de olsalar) yurt dışı islere gidememiş oluyor. 1990-2000 yılları arası ITKIB'in katıldığı fuarlara seçilmiş mankenler olarak her yıl her ocak ve eylülde Paris'e, her ocak ve nisanda Hong Kong'a, her şubat ve ağustosta Köln/Düsseldorf'a, her kasımda Milano'ya, her ağustosta Moskova'ya giderdik. Bunların dışında ara ara katıldıkları Atina, Münih, Washington ve Tokyo'daki fuarlarda Türkiye için defileye çıktık.
80-90 ve 2000'li yılların başına kadar firmalar kendi showroom'larında ekspozisyon denilen, bayilerine yaptıkları ürün tanıtımını yapmaz oldular. Neredeyse her sezon ürünlerini tanıtmak için defile düzenleyen yalnızca büyük firmalar değildi, bu firmaların mallarını satan küçük mağazalar da defile yaparlardı... Bunların hiç biri kalmadı artık.

Her zaman savunduğum bir şey var. Manken olmak için dört dörtlük güzelliğe sahip olmak gerekmez. Çok iyi bir elbise askısı olmaktır şart olan! Orantılı ve standartların üstünde bir fiziğe sahip olmak yeterli başlamak için. Ne verilirse taşıyabilmeli, akıllı ve zeki olmalı, müzik kulağı olmalı, kendine bakmalı (beslenme, vücut, yaşam tarzı olarak) ve çok disiplinli olmalı! Arkadaşım Merve İldeniz yıllarca Vakko'ya, Beymen'e sitem etmiştir mesela :-) "Ben Aylin'den 5 yaş büyüğüm ama ben Genç Line Vakkorama ve BM Club'a çıkarken sadece, o Vakko ve Beymen kadına da çıkıyor." diye. Önemli olan giydiği kıyafeti kendi vücudundan önce tutarak, layıkıyla taşıyabilmek, firmanın lehine olacak şekilde sunabilmektir mankenlik... Tabii bu ciddiyetle düşünen çok az insan olmuştur!!!
Unutulmaz 2011 Haziran'a kadar devam edecek, sonrası için planlanmış bir projem yok şimdilik. Ben klasik Türk tipi olmadığım, sarışın ve Avrupai olduğum için daha zor oluyor her role oturtulmam. Şimdiye kadar çoğunlukta seçkin, zengin, iş kadını, yabancı, vb... roller verildi. İstediğim bir proje var mı derseniz bu yıl bitmeden iyi bir sinema filminde bulunmak.
Çok severim. Özellikle yurt dışında değişik kültürlere sahip ülkelere gidip, yaşayışlarını görmek, yemeklerini tatmak en büyük zevkim.

Tanrı 7 meleğe insan toplulukları, hayvanlar, doğal güzellikler, kaynaklar, denizler, vb. vermiş ve 7 günde bunları ülkelere eşit şekilde pay etmelerini istemiş... 6. gün melekler fark etmiş ki bir ülkeye neredeyse bütün doğal zenginlikler, denizler, besinler fazlasıyla verilmiş fakat sadece 1 günleri kaldığı için düşünmüşler ve oraya da öyle bir insan topluluğu yerleştirelim ki demişler... Faydalanamasınlar... O ülke Türkiye'ymiş... Buna inanıyorum. Yurt dışında kesinlikle yeterince iyi tanınmıyoruz ve hatta bazı ülkelerde hiç tanınmıyoruz.
Avustralya, Grönland, Kanada ve Greenland hariç her kıtada onlarca ülkeye gittim.
Hala o kadar çok yer var ki görmek istediğim... Enteresan bir şekilde Avrupa'nın tamamını görmeme,1 yıl Paris'te yaşamama rağmen Avusturya ve Viyana'yı görmedim... Bu yıl son bahardan önce gitmeyi planlıyorum.
Yurt içinde genelde yaz ayları tatil yapıyorum denizden faydalanmak için... Rahatlık, konfor, huzur çok önemli! Yaz tatilinde Antalya ve Göcek; kış tatilinde Kartalkaya'yı tercih ediyorum. Antalya'da Kemer bölgesinde Kiriş Otel 1. tercihimdir her zaman. Doğası çok güzel olduğu, denize girme imkanı olarak 3 ayrı koyu olduğu için kalabalıktan çok rahatsız olunmuyor, Junior Villaları var. Kendi özel çim alanı ve deniz manzarası olması diğer müşterilerden uzakta kalabilmeyi sağlıyor.
2. Tercihim Club Med Palmiye... Yine doğasından ve su sporlarına elverişli çok geniş plajı ve başarılı yemeklerinden dolayı. Çamyuva Naturland'de devre mülküm var 3 hafta, ilkbahar ve son baharda tercih ediyorum bazı yıllar. Kış tatili kayak yapmak demek benim için. Bunun içinde pisti yeterli, dinlenme tesisi temiz ve başarılı Kar Otel'i tercih ediyorum genelde Kartalkaya'da. Aslında son 6 yıldır basından uzak durmaya çalışarak yaşadığım yazları tekneyle Yunan Adaları en ideali!

Eğer iş için gideceksem, seçme şansım varsa Radisson'ları beğeniyorum, Sheraton'un klasik, dünya standartları formatında hizmetini de beğenirim. Yurt dışında Yunan Adaları'nda ya da İtalyan sahil kentlerindeki minik butik otellere hiç de itirazım olmaz. Yurt dışında, özellikle ilk kez gittiğim yerlerde sabahın çok erken saatinde çıktığım otel odasına, gecenin bir vakti ancak uyumaya girdiğim için çok da lüks aramam ama konfor ve hijyen olmazsa olmaz! Romantik şehirlerde, romantik tatiller hariç lüks gereksiz bir detay benim için. Paris'te Eiffel'i gören otelleri severim. Almanya ve Hollanda'da şehir merkezine yakın, küçük fakat fonksiyonel oteller olmalı. Roma'da İspanyol merdivenlerine çok yakın Hotel Majestic Roma'da rahat ettim son birkaç seferdir, Sicilya Tarzı, insanı İtalyanlara yaklaştırıyor :-) Bali'de defile için gittiğim ilk sefer hariç hep Four Seasons... Muhteşem! Hong Kong'da Harbour'a yakın hemen her otel olabilir, zaten hemen hepsi 5 yıldızlı. Güney Amerika'da mutlaka tur şirketlerinden öğrendiğim oteller olmalı, New York'ta Hyatt ya da Marriot, Los Angeles'ta Willshire, Miami'de Ocean Drive'in arka paralelinde Chelsea Otel, Suriname Paramaribo'da Tropicana gibi rahat, temiz ve güvenli tatil!
Hizmet sektöründeki firmalara daha iyi hizmet verebilmek adına faydalı olacağını düşünüyorum. :-)
Kategorilerden birini seçin ve konuyu belirleyin.
Sorunuzu kutuya yazın ve gönderin.
Puan Yıldızı sorunuzu yanıtlasın.